İstanbul'un İncisi
 
 

Tarihçe

"Pera tepelerinin gerisinden birdenbire beliren güneş, şehrin minareleriyle Altın Boynuz'un üzerine doğarak, insanın içini kıpkırmızı bir neşeyle dolduruyor. Uzun gece boyunca uyuklayan her şey şimdi uyanıyor..."

1800'lerin sonlarında İstanbul'a gelen Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Norveçli yazar Knut Hamsun, Pera'da uyandığı bir sabahı işte böyle anlatıyor… Alphonse de Lamartine'den Gérard de Nerval'e, Pierre Loti'den Theophile Gaultier'e kadar birçok batılı aydın gibi o da çağları değiştiren bu imparatorluklar kentini görmek istemişti.

19. yüzyıl başlarında gelişen teknoloji ile ulaşım imkanları artınca, dünyanın göz bebeği olan kentin büyülü kimliği, yavaş yavaş keşfedilmeye başlandı. Boğaz sırtlarındaki erguvanları, Mimar Sinan'ın eserlerini, 40 dilin konuşulduğu İstanbul sokaklarını görmeye gelen konukları rahat ettirmek için, önce mütevazı pansiyonlar açıldı.

İstanbul zamanla sadece maceraperestleri değil, daha soylu, elit bir kesimi de çekmeye başladı kendine. İşte o yıllarda, dünyaca ünlü Orient Express, doğudaki son durağı olarak İstanbul'u seçti.

Şehirde Orient Express yolcularının alışkın oldukları üst düzey standartları sunabilecek bir otel henüz yoktu. Ancak kısa süre sonra , kuruluşu için ilk çalışmaların 1892 yılında başladığı ve açılış balosunun da 1895 yılında yapıldığı Tepebaşı'ndaki Pera Palace Hotel, bu boşluğu doldurdu.
* * *

Kente birçok eser kazandıran mimar Alexander Vallaury'nin tasarladığı Pera Palace Hotel, oryantalist, art nouveau ve neo-klasik tarzların bir arada kullanıldığı mimarisiyle, İstanbul'un en ihtişamlı yapılarından biri olarak başladı yaşamına.

Birçok ilkleri barındıran Pera Palace Hotel, Osmanlı sarayları dışında elektriğin verildiği, kentin karanlığını aydınlatan ilk ve tek binaydı. İlk elektrikli asansör de Pera Palace Hotel'deydi. İngiliz yazar Daniel Farson, bu asansörü şöyle anlatıyordu; "Dökme demir ve ahşaptan yapılmış dünyanın en güzel asansörüdür. Bu asansör reverans yapan bir kadın gibi yükselir. Turistler gözlerini bu müthiş sevimli ve aristokrat asansörden ayıramazlar." Dönemin tek akar sıcak suya sahip banyoları da, Pera Palace Hotel misafirlerine sunulan bir ayrıcalıktı. İhtişamlı avizelerin aydınlattığı yüksek tavanlı geniş salonları boş kalmıyor, unutulmaz çay ve dans partilerine ev sahipliği yapıyordu.

İstanbul kent kültürünün yüz yılı aşkın süredir en değerli simgelerinden biri olan Pera Palace Hotel, II. Meşrutiyet'in ilanı, I. Dünya Savaşı, İstanbul'un işgali, Kurtuluş Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve II. Dünya Savaşı gibi, hem Türkiye'nin hem de dünyanın tarihini değiştiren birçok önemli olayın da vakur ve sessiz tanığı oldu.

 

1892 Pera Palace Hotel'in kuruluşu için ilk çalışmalar başlatıldı.
1895 Otelin açılış balosu yapıldı.
1896 La Compagnie Internationale des Wagons-Lits et des Grands Express Européens, kendi işletme şirketini kurarak otelin yarı mülkiyetini aldı.
1892-1914 Açılışından I. Dünya Savaşı’na kadar geçen 20 yıl, otelin en parlak dönemlerinden biri olarak tarihe geçti.
1910 Vodvil gösterileri ve paten yarışları yapılıyordu.
1917 Ulu önder Atatürk, daha sonra sık sık ziyaret edeceği Pera Palace Hotel’de ilk kez konakladı.
1923 29 Ekim tarihinde Cumhuriyet ilan edildi.
1926 İstanbul’daki ilk moda defilesi Pera Palace Hotel’de yapıldı.
1934 Agatha Christie’nin Doğu Ekspresi’nde Cinayet romanı yayınlandı. Pera Palace Hotel, romanın başlıca esin kaynakları arasındaydı.